15 Temmuz gazisi KBÜ’lü Gökberk Özeş ile söyleşi

Röportaj konuğumuz 15 Temmuz gazisi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gökberk Özeş. 15 Temmuz gecesi ülkemizi, milletimizi, demokrasimizi, Cumhuriyetimizi, aydınlık geleceğimizi yok etmek isteyen vatan hainleri harekete geçmiş, milletin silahlarını yine bu aziz ve fedakâr millete doğrultarak kanlı bir darbe girişiminde bulunmuşlardı. Ancak milletimiz sokaklara ve meydanlara inerek ölümü göze aldı, hain kalkışmayı başarısızlığa uğrattı. O kahramanlardan biri de Gökberk Özeş’ti.

Karabük Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gökberk Özeş, abisi ve dayısı ile birlikte Ankara’da darbe girişiminin olduğu gece Kazan ilçesindeki Akıncı Üssü’nden kalkan uçakların Ankara’yı bombaladığı haberini alınca üsse koştu. 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü’ne giden ve burada darbeci askerler tarafından açılan ateş sonucu bacağından yaralanan 15 Temmuz Gazisi Karabük Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gökberk Özeş, olay günü yaşadıklarını Külliye Gazetesi’ne anlattı.

“Darbe gerçekleşseydi vatanım gidecekti, özgürlüğümüz elimizden alınacaktı. Ben bunu düşündüğüm için dışarıya çıktım”

  • Gökberk Özeş kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Karabük Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 4. Sınıf öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. 24 yaşındayım.

“Annem ‘hadi abdestinizi alın çıkın dışarıya’ dedi.”

  • İlk nasıl duydun darbe girişimini ve nasıl tepki verdin?

15 Temmuz günü Ankara’da Keçiören’de ailemin yanındaydım. Akrabalarımızla beraber evde sohbet ederken yeğenim “darbe girişimi varmış” diye mesaj attı. Darbe girişimi var deyince biz televizyonu açtık hemen saat 20.00 – 20.30 sıralarıydı. Ondan sonra boğazda bir hareketlenme var gibi yazılar döndü. Sonra Başbakan bir açıklama yaptı; “Bu bir darbe girişimidir” diye. Bunun üzerine abim dışarıya balkona çıktı. Ben de abime eşlik ettim. O anda bir gürültü duyduk. Baktığımızda Gölbaşı tarafından ateşler yükseliyordu. Her yer duman altı. Büyük bir patlama oldu. Biz de tekrar televizyona baktık, bombaların nereye atıldığını öğrenmek için. Gölbaşı Özel Harekâta atıldığını öğrendik. Abimle yüz yüze baktık ve “ne yapalım” dedik. Abim “ben dayanamıyorum” dedi. Ben de abime “duramıyorum” dedim. Abim “hadi çıkalım o zaman” dedi. Annem geldi yanımıza “sizin hala evde ne işiniz var. Hadi abdestinizi alın çıkın dışarıya. Gidin bakın ne oluyor” dedi. Abdestimizi aldık. Abim, ben ve dayım dışarıya çıktık. Gölbaşı Özel Harekâta gittik. Gittiğimizde oranın savaş alanı gibi olduğunu gördük. Tarif edilemez bir şeydi. 

  • Sonra ne yaptınız?

Hava alanına doğru yola çıktık. Hava alanı yolu çok doluydu. O anda sürekli radyomuz açıktı “Emniyete bomba atıldı” diye bir haber geldi. Bu haberi duyunca emniyete doğru yola çıktık. Emniyete giderken saat 02.00 – 02.30’du. Yolumuzu bir araç kesti ve “Akıncılar Üssü’ne yardım lazım” deyince biz de bu kez Kazan’a doğru yola çıktık. Ben ve abim Kazan’ı hiç bilmiyorduk. Dayım bir ara orada çalıştığı için Kazan’ı biliyordu. Akıncılar Üssü’ne vardık.

“Bize dönüp ‘Bu bir darbe, evinize gidin her şeyden haberimiz var. Her şeyi zaten bilinçli yapıyoruz.” dedi. Biraz orada münakaşa yaşandı ama bizim hiç kimsenin ağzından küfür ya da kötü söz çıkmadı. Elimizde taş yok, sopa yok, silah yok. Sadece Türk bayrakları var ve onlara da Türk bayrağı
uzatıyoruz.”

  • Akıncı Üssü’nde neler yaşandı oradaki yaşadıklarını bize anlatır mısın? 

Akıncılar Üssü’ne ilk gittiğimizde kimse yoktu ve etraf çok karanlıktı. İçeriye nizamiyeye doğru yürümeye başladık. Orada vatandaşlarla karşılaştık ve grup halinde ilerlemeye başladık. İlk başta 100 – 150 kişi civarındaydık. Nizamiyeye vardığımızda 15 – 20 kişilik bir subayla karşılaştık. Bunların içerisinden kendini timinin komutanı olarak tanıtan vatan haini, kendisinin Binbaşı olduğunu söyledi. Biz onunla konuşmaya başladık. Kazan halkı da oradaydı. Biz onlarla konuşmaya ve ikna etmeye çalıştık. Bize dönüp “Bu bir darbe, evinize gidin her şeyden haberimiz var. Her şeyi zaten bilinçli yapıyoruz.” dedi. Biraz orada münakaşa yaşandı ama bizim hiç kimsenin ağzından küfür ya da kötü söz çıkmadı. Elimizde taş yok, sopa yok, silah yok. Sadece Türk bayrakları var ve onlara da Türk bayrağı uzatıyoruz. Ben, Ne mutlu Türküm diyene diye bağırmaya başladım ve peşimden herkes birden bağırmaya başladı. Bunun üzerine o Binbaşı havaya ateş attırdı “Bu bir uyarı ateşiydi. 5 dakika içerisinde burayı terk etmezseniz üstünüze atacağım” dedi. “Ne yapabilirsin ki en fazla canımız var onu alırsın. İstersen at üstümüze, burası vatan toprağı biz buradan bir yere gitmiyoruz. Benim elimde Türk bayrağı var ben sana başka bir şey uzatmıyorum” dedim.

“Biz ilk vurulan kişiye yardım etmeye çalışıyorduk onu kaldırmaya çalışırken ateş etmeye devam ettiler, düştüm ona yardım ederken, ilk başta vurulduğumu hissetmedim.”

Tekrar Kazan halkı Kazan Belediye yöneticileri komutanla konuşmaya ikna etmeye çalıştı. Ama ikna olmadılar ben tekrar ne mutlu türküm diye bağırmaya başladım sonra herkes bağırmaya başladı. Sonra bize bir baktı ve döndü timine doğru; “Vurun gebertin gitsin şunları” dedi. Emiri duyan üç vatan haini var dizleri üzerine çöküp nişan aldı ve ilk mermiyi onlar attı. Ardından diğerlerinden geldi. Seri bir şekilde atmadılar birer birer basıyorlardı ama sadece bizim üzerimize iki şarjör boşalttılar, bizi almaya gelen ambülansın üzerine de bir şarjör boşalttılar. Önüne gelene attılar. İlk sıktığında yanımdaki kişi düştü. Yanımdakine baktım herkes sağa sola doğru kaçışmaya başlayınca ister istemez ezilme tehlikesi geçirdi. Ben en öndeyim abim ve dayıma o kişiyi kaldıralım diye seslendim. Biz ilk vurulan kişiye yardım etmeye çalışıyorduk onu kaldırmaya çalışırken ateş etmeye devam ettiler, düştüm ona yardım ederken, ilk başta vurulduğumu hissetmedim. Yakınımındaki birinin kolu parçalanmıştı ben onun kanının üzerimde olduğunu düşündüm. Ayağa kalkmaya çalıştım baktım kalkamıyorum, kafamı sağ tarafa doğru çevirdim topuğumu burnumun ucunda gördüm, ters dönmüş sonra yanımdakine “abi bizi buradan kimse çıkartamaz şahadet getir sürünmeye çalış” dedim.

Bunu dememim sebebi de askerler üzerimize doğru geliyor ve ateş ettikten sonra ölüp ölmediğimizi kontrol ediyorlardı. Sonra yanımdaki vurulan abiye “sırtımızı dönelim şahadet getirelim seni de beni de vuracaklar öldürecekler sen şahadeti ağzından eksik etme” dedim. Çalılıklara doğru süründüm baktım daha gidemiyorum, kendi kendime şahadet getirmeye başladım. Sonra dayımın askerlerin üzerine doğru koşmaya başladığını gördüm. Abim de geldi o da askerlerin üzerine doğru koşuyordu. Dayım hissetmiş vurulduğumu. Abim beni sırtına aldı ve oradan çıkarmaya çalıştılar tabi bu esnada ateş etmeye devam ediyorlardı. Yanımda vurulan kişiyi de dayım çıkardı oradan.

“İki ameliyat geçirdim. İki kurşun bacağıma isabet etti. Bacağım enfeksiyon kapmıştı. Doktorlar bacağımı kesmemek için 27 gün bekledi.”

  • Kaç tane ameliyat oldun? Tedavi sürecinde neler yaşadın? 

İki ameliyat geçirdim. İki kurşun bacağıma isabet etti. Bacağım enfeksiyon kapmıştı. Doktorlar bacağımı kesmemek için 27 gün bekledi. 27 gün boyunca günde 12 tane antibiyotik verdiler ve bacaktaki enfeksiyon atmaya başladı. İki ameliyatın ardından 6 ay tedavi gördüm. Bu tedavinin sonrasında ise Ankara Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi’nde fizik tedavi görüyorum. Doktorumun söylediğine göre şu anda Femur kemiğimde 5 cm kayıp var. Oraya kemik dokusu şeklinde parça koymuş kalçamdan dizime kadar platin konuldu.

  • Şuan sağlık durumun nasıl? 

Şu anda iki değnekle yürüyebiliyorum. Uzun sürelerde ayağımın üstüne tekrar basamıyorum. Değneksiz yürüyemiyorum.

“Ben bayrağım, toprağım ve vatanım için oradaydım”

  • Çevrende nasıl tepkilerle karşılaşıyorsun? 

Çevremdeki insanlar gururlu bakıyorlar. Yüzüme bakarken ciddi anlamda minnettar olduklarını görebiliyorum ama bazı kesimin yanına gittiğim zaman da alaycı tepkilerle karşılaşabiliyorum.

“Ben Allah’ın bize emrettiği şeyleri yerine getirdiğimi düşünüyorum. Hissettiklerim siyasi ideolojiden, siyasetten çok başka bir şeydi. Eğer darbe gerçekleşseydi benim vatanım gidecekti, özgürlüğümüz elimizden alınacaktı. Ben bunu düşündüğüm için çıktım dışarı”

15 Temmuz gecesi dışarı çıkmamdaki amaç, ben bayrağım, toprağım ve vatanım için oradaydım. Ben o gün milliyetçiliğimi yerime getirdiğimi ve devletçiliğimi yerine getirdiğimi düşünüyorum. Ben Allah’ın bize emrettiği şeyleri yerine getirdiğimi düşünüyorum. Hissettiklerim siyasi ideolojiden, siyasetten çok başka bir şeydi. Eğer darbe gerçekleşseydi benim vatanım gidecekti, özgürlüğümüz elimizden alınacaktı. Ben bunu düşündüğüm için çıktım dışarı.

“Üniversite yönetimi haberi alır almaz ellerinden geleni yaptılar”

  • Karabük Üniversitesi’nin, seninle ilgili durumu öğrendikten sonraki tutumu ne oldu? Sana bu süreçte yardımcı oldular mı? 

Karabük Üniversitesi yönetimi benimle ilgili durumu öğrendikten sonra evime ziyarete geldiler. Bana eğitimimin aksamaması için gerekenin yapılacağını söylediler. Sınavlarıma geldiğimde benim için üniversitenin konuk evini ayarladılar. Sınav süresi boyunca beni Üniversitemiz Rektörlüğü’nün şoförleri getirip götürdü. Hocalarım da çalışmam için ders notlarımı verdiler, herkes elinden geleni yaptı yapmaya da devam ediyor.

  • Şu anki duygularını alabilir miyiz?

Ben gazi olduğum için şeref duyuyorum. Babam vefat etmeden önce mehter marşlarıyla büyütürdü bizi. Vatansever insan olmaya çalıştık. Ahirette Allah bizi sorguya çektiği zaman vatanın için, toprağın için, İslam için ne yaptın diye sorduğunda verecek bir tane cevabım var bunun için seviniyorum diyebilirim.

Röportaj: Şeyma Silmaz
seymasilmaz@karabuk.edu.tr

 

Benzer Haberler