KBÜ’nün Suriyeli öğrencileri: Biz Türkiye’den memnunuz

“Biz bu ülkeye bu millete özellikle devlete çok teşekkür ederiz. Yapılan iyilikleri de unutmayacağız.”

“Bize bu ensar-muhacir kardeşliğini yaşatan ve bu duyguyu kuvvetlendiren aramızdaki İslam kardeşliğidir.”

“Biz Suriye Türkmenleri olarak yaklaşık 10 bin kişilik çadır kentte yaşıyoruz.”

Röportaj: Çağla TÜTÜNEN

Türkiye’de en çok Suriyeli öğrencilerin bulunduğu üniversiteler sıralamasında üçüncü sırada yer alan Üniversitemiz, ensar – muhacir kardeşliğinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Batı Karadeniz’de yer almasına ve büyük şehir olmamasına rağmen Gaziantep ve İstanbul Üniversitelerinin ardından en çok suriyeli öğrenciyi barındıran Üniversitemizde öğrenimlerini sürdüren Suriyeli öğrencilerden Siyaset Bilimi ve Kamu yönetimi öğrencisi Abdulkadir Tayba ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Muhammed Derviş ile konuştuk. Tayba ve Derviş ile Suriyeli öğrencilerin ülkemizdeki yaşamları ve eğitimlerinin yanı sıra Suriye’nin durumuna dair sohbet ettik.   

Türkiye’de Suriyeli olmak ya da sizin açınızdan soracak olursak Türkiye’de Suriyeli bir öğrenci olmak size neler hissettiriyor?

Bizim için Türkiye’de okuyan bir öğrenci olmak burada yaşamaya gelen Suriyeli muhacir bir insanla farklı olmak demek değildir. Türkiye’de Suriyeli bir mülteci vatandaş ne hissediyorsa biz de bir öğrenci olarak aynı hisleri yaşıyoruz.

Öğrencilerin tutumları size karşı nasıl?

Karabük Üniversitesine geleli 2 yıl oldu. Geldiğimizden beri çok büyük sorunlar yaşamadık arada tabiki ufak tefek sorunlar oluyor fakat bunun bizim için pek bir önemi yok. Çünkü bize iyi davranan bir çok öğrenci sayesinde biz bunları görmezden gelebiliyoruz.

Türkiye’de ensar-muhacir kardeşliği yaşatılmaya çalışılıyor. Hem Türkiye hem Suriye olarak zor bir dönem geçiriyoruz. Sizin bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Öncelikle bize bu ensar-muhacir kardeşliğini yaşatan ve bu duyguyu kuvvetlendiren aramızdaki İslam kardeşliğidir. Çünkü bizler biriz, kardeşiz.  Böylesine zor bir dönemde Türkiye ve Suriye’nin birbirine destek olması gerek. Kimse karşındakini başının çaresine baksın diyerek zulme terk etmemeli aksine mücadele etmemiz gerekmektedir.

Türkiye’de öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin devlet tarafından yüksek miktarda burs aldıklarına ve sınavsız geçiş haklarının olduğuna dair bir söylem var. Bu durumu bize açıklar mısınız?

Suriyeli öğrencilerin büyük miktarda burs aldıklarını iddia eden kişiler ve gayriresmî kurumlar bu söylediklerini bir kanıt olmadan kamuoyuna sunuyorlar. Türkiye’de yurtdışından gelen öğrencilere burs veren kurumlar mevcut. Mesela Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları gibi bazı kurumlar var. Bunlar sadece Suriyeli öğrencilere değil 180 ülkeden gelen öğrencilere burs veriyorlar. Arada hiçbir fark olmadan her ülkeye eşit miktarda ve eşit şartlarda veriliyor bu burslar. Sınavsız geçiş hakkı mevzusu ise diğer yurtdışından gelen öğrenciler gibi bizler de belli bir diploma puanı ve denklik sınavına girip aldığımız puan sonucu üniversiteye girmeye hak kazanıyoruz. Biz Suriyeli olduğumuz için bir ayrıcalık durum olmuyor yani.

 

Çadır kentte yaşadığınızı söylediniz. Bize çadır kentte neler yaşadığınızdan ve oradaki durumunuzdan bahseder misiniz?

İnsanlar Suriye’deki savaştan kaçıp geldiklerinde sadece üzerilerindeki elbiselerle geldiler. Gelip buraya çadır kentlere sığındılar. Fakat geldiklerinde bir süre çadır kent dışına çıkarılmadılar. Ellerindeki paralarda çalışamadıkları için bir süre sonra bitmiş oldu. Biz Osmaniye’de çadır kentte kaldık. Benim orada yaşadığım unutamadığım bir olayı anlatmak istiyorum: Bir baba ve çocuğu çadır kentte gezerken bakkalın yanından geçiyorlar ve babanın parası olmadığından ötürü çocuğun yüzünü kapatıyor sırf oradaki cipsleri görmesin diye çünkü çocuk isteyecek fakat babanın bunu alacak parası yok. Biz orada çok sıkıntılar yaşadık. Biz buraya geldik ama keyif için gelmedik zorunda olduğumuz için geldik. Bizim Suriye’de Allah’a şükür evlerimiz, bir yaşantımız vardı. Bir insan evini yerini yurdunu bırakıp ta 8-10 kişi 4 metrelik bir çadıra sığmak ister mi? Yani huzuru yerindeyse neden böyle bir şey yapsın? Banyolar, tuvaletler hepsi ortak kullanılıyor çadırlarda. Bu insanlar dışarı çıkıp para kazanmak zorundalar. Bizim orada yemek ihtiyaçlarımız için gıda kartı veriliyor bize. Aylık olarak 100 TL oluyor bu miktar. Yemekleri satın aldığımız yerde fiyatlar çok yüksek. Bu karttaki para yetmiyor ve mecbur çalışmak zorundasın. Çocuklarının rızkı için insanlar ne iş olsa yapıyor.  Çünkü evladınız bir şey istediğinde siz onu alamadığınızda sizin zorunuza gider bu.

Bu kadar insan bir arada ve ister istemez sorunlar oluyordur muhakkak.

Biz Suriye Türkmenleri olarak yaklaşık 10 bin kişilik çadır kentte yaşıyoruz. Tabii ki sorunlar olmuyor değil zaten birbirimizi tanıyoruz. Fakat sorun olsa dahi her mahallenin ayrı muhtarı var onlar ilgileniyorlar bizimle. 

Bizim orda camimiz var hocası da Suriyeli. Yardım sandığı yapmış ihtiyaç sahipleri için.  Bu yardımlar en çok şehit eşlerine, gazilere sonra yatalak olanlara ve hastalara yapılıyor. Hoca Cuma namazında hutbeye çıkıyor ve bir kardeşimiz için Allah rızası için yardımlara destek olun dediğinde kimse neden bile demeyip yardım toplanıyor.

Ahlaki öğretileriniz, gelenekleriniz nasıl şekil aldı peki?

Kimse Türkiye’ye geldi diye kültürünü değerini kaybetmedi. Çadır kentte olsa dahi kendi aile yaşantımızı geleneklerimizi korumaya çalışıyoruz. Benim mesela ağabeylerim var evliler ve Türkiye’ye geldiklerinde eşleri doğum yaptı. Onlar çocuklarını yine kendi geleneklerimize göre büyütüyorlar.

Tüm bunların içinde çocuk olmak…

Çocuklar için çadır kent açık bir hapishane gibi. Hiçbir yere gidemiyorlar gördükleri tek şey çadırlar ve arada gördüğü sokaklar. Yeni yeni gelişmeler oluyor spor sahaları yapıldı parklar yapılıyor.

Hiç kimsesi olmayan çocuklara devlet yardım ediyor. Psikolojik destek yardımları yapılıyor. Bu psikolojik desteğe gerek duymayan kadınlar dahi var.  Çünkü onlar sabretmeyi iyi biliyorlar. Eşini kaybetmiş bir kadın hala ‘ canımız vatanımıza feda olsun’ deyip tevekkül ediyor.

Eğitim noktasında neler yaşanıyor?

Prefabrik okullarda eğitim görüyor öğrenciler. Çok ilgileniyor devlet. Suriye’de daha önceden öğretmen olan ve burada da diplomasını gösterip onay almış hocalar gelip geçici eğitim merkezlerinde ders veriyorlar. Türk hocalar Türkçe derslerine ve beden eğitimi derslerine giriyor. Diğerleriyle Suriyeli hocalar ilgileniyor. Maddi olarak sıkıntı çeken öğrenciler var. Üniversite okumak istiyorlar fakat herkese burs verilmediği için okuyamayanlar var. Ben ve Abdulkadir buraya gelirken Allaha güvendik cebimizdeki son parayla okumaya geldik. Çok şükür ki Allah yolumuzu açtı. Burada iyi insanlarla tanıştık bize destek oldular.  Devlet destekli Türkçe öğrenme yerleri var biz orada öğrendik Türkçeyi fakat bu bile buradaki dersleri anlamamıza yetmedi. Adapte olana kadar bir yılımız geçti. Konuşmada değil dersleri anlamada sıkıntı çektik.

İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da teşekkür etmez. Biz bu ülkeye bu millete özellikle devlete çok teşekkür ederiz. Yapılan iyilikleri de unutmayacağız. Allah’ın izniyle okuyacağız dünyanın neresinde olursak olalım hak yolunun elçileri olacağız.

 

Benzer Haberler