Ateşin içinden gelen bir kıvılcım: Filistinli Yönetmen Nawras Abu Saleh

Çektiği film ve belgesellerle ülkesindeki hak ihlallerini ve özgürlük mücadelesini beyaz perdeye taşıyan dünyaca ünlü Filistinli yönetmen Nawras Abu Saleh, Karabük Üniversitesi’ne konuk oldu. Sesli Düşünme Kulübü’nün düzenlediği “Büyük Gelen Palto” adlı filmin gösterimi ve söyleşi etkinliği için Üniversitemizde bulunan ünlü yönetmen, Külliye Karabük’e de röportaj verdi.

Filistin’de hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan ve sonrasında açlık grevine başlayan gazeteci arkadaşı Muhammed El Qeeq’in İsrail’e karşı verdiği mücadeleyi ve kazandığı başarıyı konu alan kısa filmiyle geçtiğimiz yıllarda Cannes Film Festivali’ne katılan Filistinli yönetmen Nawras Abu Saleh, “Filistin’i konu alan filmler Filistin’i anlatmak için yeterli değil. Biz ne kadar çok film çekersek bu problem insanlara o kadar çok ulaşır. Ben filmlerimde Filistin’i evrensel şekilde anlatmaya çalışıyorum” dedi.

“Filmimin 2011 Cannes’te aday gösterilmesi hayatımın dönüm noktası oldu”

Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Filistinli senarist ve yönetmenim. Kariyerime resmi ve anlaşmalı video klipler çekerek başladım ve Katar’daki Al-Jazeera gibi birçok kanalda çalıştım. Hodne/Ateşkes isimli kısa filmimin 2011 Cannes Festivali kısa filmler köşesinde aday gösterilmesi hayatımın dönüm noktası oldu ve ben de film yapımı ve sinema sektörüne odaklandım. 2013 yılında Oversized Coat/Büyük Gelen Palto filmini yazıp yönetmenliğini yaptım. Bu filmin gösterimi 2015 yılında Amman’da yapıldı, daha sonra Kudüs, Gazze, Kuveyt, Türkiye ve Amsterdam’da gösterildi. Büyük Gelen Palto 2015 Filistin Film Festivali’nde açılış filmiydi. Daha sonra Night Of The Fall/Çöküş Gecesi filmini ve Al-Jazeera’nın Black Box serisinin bölümü olan Golan’ın Çöküşü’nü de içeren birçok belgesel yazıp yönettim. Ben film yapımı dışında seminerler verip dünya çapında workshoplar düzenliyorum. Aynı zamanda Al-Jazeera’nın New York Film Akademisi ortaklığıyla oluşan eğitim merkezinde film yapımı hakkında workshoplar düzenledim. 2009-10 yıllarında da SAE Amman Enstitüsü’nde film yapımı sorumlusu ve eğitmeniydim.

Mühendislik fakültesi mezunusunuz ve film çekerek hayatınızı devam ettiriyorsunuz, farklı alanlar arasında karar verirken zorlandınız mı?

Benim küçük bir kameram vardı. Ürdün’de Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde öğrencilerle kısa filmler çektim ve Al Jazeera’dan ödül aldım. Bunun ardından sinema bölümü okuyup, yüksek puan aldım ve devam etmeye karar verdim. Cannes Film Festivali’nde filmimi gösterdim ve buna hem çok büyük cesaret hem de güç verdi.

“Yaşadığım ve yaşanılan tüm acılara sessiz kalmamak benim en büyük silahım oldu”

Bir Filistinli olarak acıyı anlatmak sizi nasıl etkiliyor?

Filistin’de onlarca hikaye var ve sanatın onları yansıtması gerekiyor. Filmlerin ve şarkıların onları anlatması gerekiyor. Kendi halkımda ne gördüm ise acılarını tüm dünyaya göstermek istedim. Yaşadığım ve yaşanılan tüm acılara sessiz kalmamak benim en büyük silahım oldu. Gazze Savaşı 2008’de yaşandı ve ateşkes olduktan sonra bir şeyler düşünmeye başladım. Bunun ile alakalı film yapmak istedim ve ilk filmimin adını “Ateşkes” koydum. Bu film beni Fransa’ya götürdü.

“Orta Asya üzerine bir film çekmeyi düşünüyorum”

Çekmeyi planladığınız filmler hakkında neler söylemek istersiniz?

Uzun bir film yapmayı düşünüyorum ve dram filmi yapmayı tercih ediyorum. Filmlerim detaylı bir kurgu üzerine çekiliyor ve oyuncuları da bu kurguya uygun olarak seçiyorum. Belgesel nitelikli filmleri pek tercih etmiyorum, lakin daha önce çektiğim 3-4 belgesel filmim Al Jazeera ve Al Arabi TV’de yayınlanmıştı. Orta Asya üzerine bir film çekmeyi düşünüyorum, lakin henüz eyleme geçmedim.

“İslam alemi yavaş yavaş bir uyanışın içine girdi”

Kudüs konusunda yaşanan gelişmelere dair neler düşünüyorsunuz?

Orta Doğu ülkeleri birbirinden bağımsız hareket ediyordu. Trump başkent konusunda imzayı attı ve çoğu İslam ülkesi birlikte hareket etme bilincine yöneldi. Amerika bizim dostumuz olmadı, olmayacaktır da. Amerika, İsrail ile birlikte hareket ediyor ve biz bunu kabul etmiyoruz. İslam alemi yavaş yavaş bir uyanışın içine girdi ve inşallah tümüyle bir uyanış umut ediyoruz.

Röportaj: Mehmet Önder Karakaş

Benzer Haberler