Demir Çelik Enstitüsü’nün hedefleri büyük

Külliye Karabük ekibi olarak Demir Çelik Enstitüsü (DÇE) Müdürü Sayın Doç. Dr. Yavuz Sun ile enstitü üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşi sırasında edindiğimiz bilgiler Karabük gibi demir çelik sektörünün yoğun olduğu bir ilde, Demir Çelik Enstitüsü kurulmasının ne kadar önemli olduğunu görmemizi sağladı. Enstitü bünyesindeki cihazlar ve testleri yapan kadrolar o kadar kaliteli ki herkesin takdirini kazanıyorlar. Testleri yapan çalışanların her biri demir çelik alanında tez yapmakta olan doktora öğrencisi araştırma görevlileri.

Enstitü Müdürü Doç. Dr. Yavuz Sun, yaptığımız görüşme sırasında bizlere enstitünün Karabük için ne kadar önemli olduğunu detaylı bir şekilde anlattı. Sun; Kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin çok güzel bir örneği olarak kurulan Demir Çelik Enstitüsü’nün; binasını, KARDEMİR’in yaptığını, içerisindeki cihazların ise Kalkınma Bakanlığınca sağlanan alt yapı projesiyle temin edilerek üniversitemize kazandırıldığını belirtti. Yaklaşık 8000 m2 kapalı alana kurulu bulunan Enstitü’nün, mevcut altyapısının demir çelik sektörü için oldukça yeterli olmasının yanı sıra, gerekli cihazların tedarik edilmesi durumunda demir çelik sektörünün dışında, her türlü metal ürünün, otomotiv ve savunma sanayi ürünlerinin hatta uzay sanayisinde kullanılan malzemelerin dahi üretimini ve testlerini yapabilecek kadroya sahip olduklarını ifade etti.

İşte Demir Çelik Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Yavuz Sun’un bizlere yapmış olduğu açıklamalar:

“İmkân verilirse demir çelik sektörü yanında otomotiv ve savunma sanayii ürünleri başta olmak üzere uzay sanayisinde kullanılan malzemelerin bile testlerini yapabilecek kadroya sahibiz.”

“Enstitümüz tarafından yapılan 18 test uluslararası anlamda akredite durumdadır. Ayrıca bütün laboratuvarlarımız İSO 9001 belgesine sahiptir”

Demir Çelik Enstitüsü’nü ön plana çıkaran 3 temel özelliği var. Bunlardan bir tanesi Uluslararası anlamda akredite olması. Şu anda enstitümüzde yaptığımız testlerden 18 tanesi uluslararası akredite olmuş durumda. Bu testler için verdiğimiz sonuç raporları tüm dünyada geçerliliğe sahip. Yani testler akredite bir kurumda yapılmışsa o kurumun verdiği sonuç raporları tüm dünyada kabul edilebilir. Akredite olmak kolay kazanılabilir bir durum değil. Biz yaklaşık bir yıl akredite olmak için büyük çaba harcadık.  Akredite olmakla da iş bitmiyor. Her yıl TÜRKAK‘tan gelip 1 yıl içinde yaptığımız tüm çalışmaları kontrol ediyorlar. Yapmış oldukları denetimin başarılı olması durumunda akredite olmaya devam edebiliyorsunuz. Bizim şu anda 2’inci senemiz. İlk olarak 2015’te akredite olduk. Ayrıca şu an aktif 20’ye yakın laboratuvarımız var ve bu laboratuvarların hepsi İSO 9001 belgesine sahip.

“Testleri yapan tüm personelimiz doktora öğrencisi”

Türkiye’ye baktığımızda bu tür araştırma geliştirme merkezleri belirli bölgelerde mevcut. Ancak bizim enstitümüzün iki önemli farklılığı var. Bizim enstitümüz özellikle demir-çelik sektörüne hitap etmek üzere kurulmuş ve bu testleri yapan tüm personel doktora eğitimine devam eden araştırma görevlileri. Yani bu testleri en doğru şekilde yaptıkları gibi yorumlama becerisine de sahipler. İçlerinden pek çoğu Türkiye’nin sayılı teknik üniversitelerinden mezun, bazıları lisans ve yüksek lisanslarını yurtdışında tamamlamış ve cihaz eğitimi için de yurt dışına giden arkadaşlar. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var; yaptığımız deneylerin sonucunda yazılan raporların onayı doktorasını bu alanda tamamlamış akademisyen hocalarımızın kontrolü ve onayı alındıktan sonra veriliyor.

“Kardemir, Enstitümüz kuruluncaya kadar önemli testlerini dışarda yaptırıyordu”

Kardemir, Enstitümüz kuruluncaya kadar bazı önemli testlerini İTÜ’ye ya da ODTÜ’ye gönderip yaptırıyordu.  Şu anda Kardemir’in tüm testleri İSO ve TURKAK belgelerine sahip enstitümüz laboratuvarlarında yapılmakta ve dışarda test yaptırma ihtiyacı bulunmamaktadır. Demir Çelik Enstitüsü’nün kurulmasında temel iki amaç bulunmaktadır; İlki ulusal veya uluslararası anlamda demir-çelik sektörüne hizmet vermek. Doğal olarak sektörün en önemli kuruluşlarından biri olan Kardemir’in ihtiyaç duyduğu tüm testlerin Karabük’te yapılmasını sağlamak. Diğeri ülkemizdeki üniversitelerde yapılan bilimsel çalışmalara katkı sunmak. Kardemir, Üniversite-Sanayi iş birliği anlamında Karabük Üniversitesinde böyle bir merkezin kurulmasına destek olarak hem demir-çelik sektörüne, hem de üniversitedeki bilimsel çalışmalara çok büyük katkıda bulunduğunu ifade etmemiz gerekir.

“Sibirya’ya satılan rayın da, Afrika’nın en sıcak bölgelerine satılan rayın da testlerini biz yapıyoruz”

Bizim Kardemir için uzun zamandır yaptığımız en önemli testler arasında kalıntı gerilme, çatlak ilerleme ve kırılma tokluğu testleri bulunuyor. Kardemir aşırı soğuk mevsime sahip Sibirya’ya da Afrika’nın en sıcak bölgelerine de ray satıyor. Biz rayların iki zıt mevsimde de rahatlıkla kullanılabilmesi için gerekli testlerini yapma kabiliyetine sahibiz. KARDEMİR’e verdiğimiz raporlar tüm dünyada geçerli raporlardır.

“KARDEMİR,  Türkiye’de ilk defa MANTARI SERTLEŞTİRİLMİŞ RAY üretmiştir”

Kardemir’le beraber çalıştığımız önemli bir proje var. Kardemir, mantarı sertleştirilmiş ray üretiyor. Bununla ilgili yüksek bütçeli bir projesi var. O projede sona gelmiş durumdayız. Karabük Üniversitesi bu projenin bir ortağı. Dolayısıyla bu proje kapsamındaki testlerin önemli bir kısmı laboratuvarlarımızda yapılmıştır. Şu anda Kardemir mantarı sertleştirilmiş rayı üretmiş durumda. Kardemir yıllardır ray üretiyor ama mantarı sertleştirilmiş ray üretemiyordu. Dünya’da mantarı sertleştirilmiş rayı üreten firma sayısı çok az. Ülkemiz de ise hiç yoktu. Kardemir bundan 2 buçuk yıl evvel başlayan bir proje ile mantarı sertleştirilmiş rayı üretmiş ve teknolojisini kazanmış oldu. TCDD son olarak bu rayları Yozgat’ta bir bölgeye test amaçlı döşedi. Şu anda üzerinden trenler geçiyor. Onların şu anda testleri devam ediyor. Altı aylık bir deneme periyodu var. Denemelere başlayalı bir buçuk ay oldu. Orada da enstitü olarak biz denetimlere ve ölçümlere katılıyoruz. Mantarı sertleştirilmiş raylara yurt içi ve yurt dışından önemli bir talep olacağını düşünüyorum. Çünkü bu ürün katma değeri yüksek bir ürün.

“Kardemir Türkiye’de ilk defa tren tekerleği üretecek ve testleri laboratuvarlarımızda yapılacak”

Kardemir’in önemli projelerinden bir tanesi de tren tekerleğinin yerli imkanlarla üretilmesidir. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu da gerçekleşecek. Şu an Türkiye’de tren tekerleği üretilmiyor. İlk defa olacak. İnşallah Kardemir tren tekerleği üreteceği zamanda testlerini biz gerçekleştireceğiz.

“Sağlık, Fen ve Mühendislik alanındaki tüm tezlerde merkezimizin emeği var”

Demir Çelik Enstitüsü ve onun bünyesindeki MARGEM öncelikli hedef olarak ulusal pazara hatta gerektiğinde Uluslararası pazara hizmet verebilsin maksadıyla kurulmuş bir merkezdir.  Asıl amacımız bu, ama bizim merkezimizin akademiye de önemli katkıları var. Burada yüzlerce lisans üstü tez çalışılmaları yürütüldü ve yürütülmektedir. Şu anda Karabük Üniversitesi’nde özellikle fen ve mühendislik alanında yürütülen doktora ve yüksek lisans tezlerinin önemli bir kısmında bizim merkezimizin emeği var. Bu tezlerdeki birçok test bizim merkezimizde yapılıyor. Aynı zamanda bu çalışmalardan üretilen ulusal/uluslarası yayınlar, bildiriler ve patentler var. Bunları maddi bir değerle ölçmek mümkün değil. Böyle bir merkez olmasa buradaki akademisyenler çalışmalarını gerçekleştirebilmek için komşu illere veya Gebze’de TÜBİTAK’a, Ankara’da ODTÜ’ye gitmek zorunda kalacaklardı. Bunun için de ciddi bütçelere ihtiyaç var. Dolayısıyla bu merkezin hem ulusal hem de akademik anlamda ciddi bir katkısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Demir Çelik Enstitüsü üniversite sanayi iş birliğinin en güzel örneğidir”

Karabük Üniversitesi Demir Çelik Enstitüsü, Türkiye’de örnek gösterilebilecek üniversite-sanayi iş birliklerinden bir tanesidir. Biraz önce bahsettiğim Kardemir ile birlikte yürüttüğümüz mantarı sertleştirilmiş ray projesi tüm Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir projedir. Yani bu sadece bizim fikrimiz değil, TCDD’de, Kardemir’de aynı fikirde. Bu proje tam manasıyla bitirilip üretilen mantarı sertleştirilmiş raylar TCDD tarafından kullanılmaya başlandığı zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza, Üniversite Sanayi iş birliğinin güzel bir örneği olarak sunulabilir. Bunun yanı sıra biz TÜBİTAK, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB gibi kuruluşlara projeler yazarak onlardan destek alabiliyoruz. Ayrıca üretim anlamında projesi olan ve geliştirmek isteyen firmalarla projelerini geliştirme noktasında iş birliği yapabiliriz.

“Şu an Karabük ve çevresinde 22 tane büyük kuruluşa hizmet veriyoruz”

Şu an Karabük ve çevresinde demir çelik sektöründe yer alan 22 büyük firmaya hizmet veriyoruz. Bu firmaların ihtiyaç duydukları testlerini biz yapıyoruz. Bu firmalar arasında Batı Karadeniz’de ki illerde yer alan bazı kuruluşlar da var. Biz şu anda demir-çelik sektörüne hizmet veriyoruz ama tüm metal sektörüne de hizmet verebiliriz.

“Teknokent firmalarla akademisyenleri bir araya getirecek”

Kurulacak olan Teknokent ’in bize mutlaka olumlu etkisi olacak. Çünkü Teknokent demek üniversitede veya çevresinde üretim yapabilen şirketlerin kurulması demek. Onların ihtiyaç duydukları testleri de enstitümüzde yapabiliriz. Teknokent sayesinde hocalarımız ile çevremizde bulunan firmalar ortak bir platformda bir araya gelebilecekler. Bu sayede yeni projeler ortaya çıkabilecek.

“Kardemir ile Güney Kore örneğini uygulamak istiyoruz”

Bildiğiniz gibi Kardemir ile Karabük Üniversitesi Güney Kore’de dünyanın en büyük demir çelik üreticilerinden Pohang Demir Çelik şirketini ve ona bağlı Pohang Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ni ziyaret etti. Rektörümüzle Kardemir Genel Müdürü beraber bu seyahate çıktılar. Bu ziyaretin amacı, dünyaya örnek olabilecek bu sanayi-üniversite iş birliğini yerinde görmek ve nasıl gerçekleştiği hakkında bilgi sahibi olmaktı.  Güney Kore’deki bu kuruluşların birbirleriyle 30-40 yıllık bir geçmişi var. İşbirliğinde inanılmaz seviyelere ulaşmışlar. Üniversitemiz ve Kardemir bunun üzerinde çalışıyor. Tabi bu uzun soluklu bir süreç.

“Sektörün yoğun olduğu bir yerde böyle bir laboratuvar sadece Karabük’te var”

Üniversitemizde geleneksel olarak düzenlenen 3. Uluslararası Demir-Çelik Sempozyumu sırasında pek çok sektör ve üniversite temsilcisi ile bir araya gelme fırsatı bulduk. Bunlardan bir tanesi de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) idi. Biz TSE ile uzun zamandır çalışıyoruz. Kendileri bir araştırma yapmışlar. Çok ilginç bir araştırma. Bizim gibi benzer laboratuvarlar Türkiye’nin nerelerinde var bunu araştırmışlar. Bunun sonucunda bize dediler ki, “biz araştırdık ve gördük ki sektörün bu kadar yoğun olduğu bir yerde böyle bir laboratuvar sadece Karabük’te var.” Yani sektörün bu kadar yoğun olmadığı bölgelerde de bu tür merkezler kurulmuş. Şimdi bizim onlarla bir protokol çalışmamız var. Onların bize proje teklifleri var. Bu tür merkezlerde kullanılan standart numuneleri yurtdışından yüksek paralar karşılığında alıyoruz. Bu standart numuneleri biz Türkiye’de üretebilir miyiz? bunun üzerinde beraber çalışmak istiyoruz.

“İmkân verilirse otomotiv ve savunma sanayii ürünleri başta olmak üzere uzay sanayisinde kullanılan malzemelerinin bile deneylerini yapabilecek kadroya sahibiz”

Ben öğrencilerime hep şunu anlatıyorum. Biz 16-17 sene evvel diyorduk ki “Bolu tünelini bitiremeyiz. Burası patates deposu olur”. Bolu tüneli uzun yıllar bitirilememiş. Şimdi Türkiye’de Bolu tüneli gibi en az 20 tane tünel var. Marmaray, 3. Köprü, 3. Havalimanı, bunlar devasa projeler. Şimdi biz doğrusunu söylemek gerekirse birçok teknolojik hamleyi son 20 yıl içerisinde gerçekleştirdik. Daha geçenlerde bir yazı okudum. Türkiye Amerika’da ki NASA’ya benzer bir merkez kurmak için çalışmalara başlamış. Bunula ilgili bir kanun tasarısı meclise sunulmuş. Tasarıya göre, Türkiye’nin uzay ve havacılık teknolojileri alanında temel politika ve stratejilerinin belirlenmesi, uygulanması, dışa bağımlı olmayan rekabetçi sanayinin geliştirilmesi, toplumun refahı ve milli menfaatler doğrultusunda uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin artırılması, kanunun amaçlarını oluşturuyor. Bir şey konuşulmaya başlandıysa bunların çok kısa sürede gerçekleştiğini görmemiz mümkün olabilir. 15 sene evvel Altay Tankı’nı veya Silahlı İnsansız Hava Araçlarını üretebileceğimizi düşünemezdik. Yani kısaca, imkân verilirse otomotiv ve savunma sanayii ürünleri başta olmak üzere uzay sanayisinde kullanılan malzemelerinin bile deneylerini yapabilecek kadroya sahibiz.  İhtiyaç olduğunda, yeni test cihazları alınarak bu testler merkezimizde yapılabilir diye düşünüyorum.

Benzer Haberler