Online Sosyoloji Seminerlerine büyük ilgi

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Kulübü, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden alanında uzman konukları uzaktan eğitim sistemini kullanarak online seminerler gerçekleştirdi. İki ay boyunca toplam 12 oturumun yapıldığı ve 3 bin’in üzerinde katılımcının ağırlandığı “Online Sosyoloji Seminerleri” birbirinden farklı konu başlığında birçok üniversiteden konukları ağırladı.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sosyoloji Kulübü, Türkiye’nin dört bir yanından farklı eğitim seviyesindeki üniversite öğrencilerini, birçok üniversiteden akademisyen ve farklı alanlardan misafir dinleyicileri “Online Sosyoloji Seminerleri” aracılığıyla bir araya getirdi. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nın sağladığı online platformda gerçekleşen buluşmada birbirinden farklı konular konuşularak tartışıldı. Toplam 12 oturumun yapıldığı “Online Sosyoloji Seminerleri” Karabük Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Adem Sağır’ın “Sosyolojiye Çağrı” sunumuyla tamamlandı. Seminerlere yaklaşık 3 bin kişi katıldı.

12 oturumun yapıldığı seminerler şu şekilde;

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Seminerlerinin ilk oturumunda Malatya İnönü Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Vehbi Bayhan “Gençlik Sorunları: Milenyum (Y) ve Z Kuşağının Sosyolojik Bağlamı” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bayhan, sunumunda Z kuşağının internet ve sosyal medya bağımlılığına dikkat çekerek, Milenyum (Y) kuşağının bu bağlamda yeni gelişimlere uyum sağlamakta zorluk çektiğini belirtti.

İkinci oturumda Aksaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Volkan Ertit “Sosyoloji Din ile Neden ve Nasıl İlgilenir?” konu başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Ertit, yedi maddede sosyoloğun özelliklerini belirtti ve bu özelliklerin din ile ilişkisini açıkladı. Ertit, sosyoloğun, sosyal münasebetleri incelediğini ve bu ilintinin gündelik hayat ilişkimizde ‘din’ unsurunu da kapsadığını belirtti. Bir başka özellikten de bahseden Ertit sunumunu ‘Sosyolog, sosyal yapıları ve kurumları inceler ve bu ilinti dini kurumlar ile yakinen ilişkilidir’ sözleriyle tamamladı.

Üçüncü oturumunda Malatya İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Şentürk “Pandemide Yaşlılık Halleri: Kapatılma ve Damga” konu başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Şentürk, Covid-19 pandemisinin en fazla yaşlılar üzerine etki bıraktığından söz ederken, pandemi süresince getirilen kısıtlamalar sonucu yaşlıların nasıl etkilendiği sorusuna yanıt verdi. Şentürk, pandemi sürecinde yaşlılarla ilgili birçok çalışma yapıldığından söz ederken, pandeminin yaşlıları fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik anlamda oldukça etkilediğini söyledi.

 

Dördüncü oturumda Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Erdal Hoş “Futboldan Sinemaya Gündelik Hayat Pratikleri” konu başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Hoş, futbolda asıl oyuncuların, taraftarlar olduğunu vurgularken, futbolun sosyolojik bağlamda, toplumları bütünleştirici ve birleştirici rollerinden bahsetti. Sinemanın ve özellikle belgeselciliğin, göç ve kent bağlamında etkilerinden de bahseden Hoş, kendi yaşam deneyimlerinden de kesitler paylaştı.

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sinan Yılmaz beşinci oturumda “Pandemi Döneminde Aile” konu başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Yılmaz, toplantı açılışında Sosyoloji kulübünün gerçekleştirdiği etkinliğin uzaktan eğitimi bir fırsata dönüştürme ve öğrencilerle akademisyenleri buluşturma adına oldukça anlamı olduğuna değindi. Karabük Üniversitesi’nin kendilerine sundukları imkanlardan dolayı da ayrıca teşekkür eden Yılmaz Covid-19 pandemisi sürecinde aileyi, TÜİK verileri ekseninde değerlendirdi. Özellikle kentsel aile tipi modelinde pandeminin bir getirisi olarak bireyselleşmeye vurgu yapan Yılmaz, gelecek yıllarda yaşlı nüfusun artacağını ve çocuk sayısı ortalamasının giderek azalacağını da belirterek bu konuda daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti.

Altıncı oturumda Karabük Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Özkan Öztürk “Doğa Fikrinin Toplumsal İnşası: Doğa-Siyaset-Toplum” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Öztürk, “Türkiye’de Çevrecilik ve Çevre Söylemlerinin İçeriği” başlıklı doktora çalışması örnekleminde, çevrenin doğayla ilişkisine değinerek günümüzde ve gelecekte çevrenin, doğanın korunmasının önemini vurguladı. 

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Vergili “Cumhuriyet Dönemi: Sağlık Hizmetleri Odaklı Nüfus Politikası” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Vergili, Cumhuriyet döneminden günümüze sağlık hizmetlerinin, gelişen ve değişen teknoloji ile özellikle Covid-19 pandemi sürecindeki sağlık alt yapımızın gelişmiş olduğuna dikkat çekti. Cumhuriyet döneminden bugüne uygulanan nüfus politikalarından da bahseden Vergili, uygulanan politikalar ile ülke nüfusunun genç ve dinamik kalmasının etkisine değindi.

İzmir Bakırçay Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Talimciler, “Dijital Alanda Sporun İzinde E-spor” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Talimciler, dijitalleşmesinin gelişmesi ile yeni medyanın oluşumundan bahsederek e-sporun sınırların ötesinde, mekân bağlamından uzaklaşarak, çok daha fazla kitleye, çok daha hızlı bir şekilde ulaştığını belirtmiştir. Özellikle televizyon altyapısında kullanılan teknolojik düzenlemelerin öncelikle spor alanında denendiğine de vurgu yapmıştır. Pandemi süresince dijital platformların oldukça popüler olduğuna değinen Talimciler, bu platformların gençlerde olumlu ve olumsuz birçok etki bıraktığına da dikkat çekti.

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Seminerlerinin dokuzuncu oturumunda Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Erhan Akarçay  “Yemeğin ve Yemek Yemenin Sosyolojisi” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Akarçay, disiplinlerarası çalışmanın, yemek bağlamında yapılmasını gerektiğine vurgu yaparak, gıda ve beslenmenin toplumları yansıttığından bahsetti. Yemeğin, fizyolojik ihtiyaçların ötesinde bir anlam taşıdığını da ifade eden Akarçay, gelecekte gıda ve beslenme ile ilgili tartışmaların daha da önemli olacağını söyledi. 

Onuncu oturumda Cumhurbaşkanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi İktisat Sosyolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Veysel Bozkurt “Salgın Sonrası Ortaya Çıkan Toplumsal Sorunlar” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Bozkurt, Covid-19 pandemisi sürecinde yaptığı araştırmaların sonuçlarını katılımcılarla paylaşırken, toplumun bütün kesimlerinin etkilenme biçimlerine değindi. Bu tür platformlarda yapılan bu tür etkinliklerin önemli bir fırsat olduğuna değinen Bozkurt, uzaktan eğitimin olumlu etkilerinin de kalıcı olabileceğine dikkat çekti. Gençlerin yaşadıkları sorunlara ayrıca değinen Bozkurt, ebeveynlerin kaygılarının bu dönem içerisinde arttığını belirtti. Bu kaygıları en iyi okuyanların çocuklar olduğunu ve çocukların bundan olumsuz etkilendiğine vurgu yaptı. Bozkurt, pandemi kısıtlamaları nedeniyle insanlar sokağa çıkmadığı için klasik suçların azaldığını; uzun süre evde kalan ve zamanını online ortamlarda geçiren insanların dijital suçlara açık hale geldiğini belirtmiştir. Dijital alanda işlenen suçlarda da bir artma eğiliminin olduğunu belirtti. Uzaktan çalışmanın yeni bir şey olmadığını, 1980 yılında elektronik kodun ortaya çıktığını belirterek, insanların, giderek çalışmalarını evden yürüteceğinden pandemiyle birlikte birçok uzaktan çalışma sisteminin kalıcı hale geleceğinden bahsetti. Bizlerin giderek dijital çalışma düzenini öğrendiğimizi ve geliştirmeye başladığımızı; bunu çok daha öteye taşıyacağımızı belirtti.

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Seminerlerinin on birinci oturumunda Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü  öğretim üyesi Prof. Dr. Güney Çegin “Osmanlı/Türkiye Tarih yazımının İkili Yapısı ve Eleştirisi” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Çeğin, kültürel dinin belirleyici nitelikleri bağlamında Şerif Mardin’e değinmiş ve Batı Avrupa bağlamında sekülerleşmeye değinmiş ve Osmanlı üzerinde kopuş tezinden bahsetti.

Karabük Üniversitesi Sosyoloji Seminerlerinin on ikinci ve kapanış oturumunda Karabük Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi ve aynı zamanda Sosyoloji Kulübü Akademik Danışmanı Doç. Dr. Adem Sağır “Sosyolojiye Çağrı” konu başlıklı seminerini gerçekleştirdi. Sağır, 6 maddede nitelikli bir sosyoloğun özelliklerini belirterek, katılımcıları sosyoloji ile bütünleşmeye çağırdı. Nitelikli bir sosyoloğun, meraklı ve toplumun fotoğrafını iyi çekebilme becerisinin olması gerektiğine vurgu yapan Sağır, sosyolojinin hayatın tam ortasında olduğunu ve bunu da Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan sosyolog adaylarını online bir mekanda buluşturarak başardığını belirtti. Sağır, ayrıca Karabük Üniversitesi’nin uzaktan eğitim konusunda Türkiye’de gittikçe adından söz ettirdiğine dikkat çekerken, “Online Sosyoloji Günleri” başlığıyla düzenlenen bu etkinliklerin de bu açıdan oldukça önemli olduğuna vurgu yaptı. Karabük’ün bir “sanayi ve cumhuriyet kenti” olarak oldukça eski köklü bir kent olduğuna değinen Sağır, Karabük’te üniversite okumanın ve sosyoloji okumanın da ayrıca önemli olduğunu belirtti. Sağır, etkinliklerin en başından bugüne kadar 3 bin’in üzerinde katılımcısı ile Karabük Üniversitesi Sosyoloji Kulübü’nün “Online Sosyoloji Günleri”yle Türkiye’de bir ilke imza attığını ve Karabük Üniversitesi’nin sunduğu imkanlarla bahar döneminde de benzer etkinliğinin “Gençleri Meslektaşları Mezun Öğrencilerimizle Buluşturuyoruz” sloganıyla devam edeceğini söyledi.. Sağır ayrıca öğrencileri ve akademisyenleri Türkiye ile buluşturmayı sağlayan Karabük Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve  Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığına teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

 

 

 

Benzer Haberler